www.MABETH.net

Müziğin ve Şiirin Mabeth'ine hoşgeldiniz

6 Mayıs 2016 Cuma

Gece yarısı saat birdi, 6 Mayıs 1972





Denizler için yazdığımız şiiri dinlemenizi tavsiye ederim.
Gece yarısı Saat birdi
Altı mayıs bindokuzyüzyetmişiki
Soğuk mapushane koridorlarında ayak sesleri
Devrimciliğin olanca ateşi sarmıştı yürekleri
Tam bağımsız bir Türkiye sevdasının öyküsü
Mevsim ilkbahardı
Ama kış sessizliği vardı
Çiçekler boynu bükük açmışlardı
Belki de Ankara bu kadar soğuk görmemişti hayatında
Gece esir almıştı, umutlarımızı, sevdalarımızı
Sanki hiç gündüz olmayacak gibiydi
Yıldızlar bile küsmüş, parlamıyorlardı
Bir zırh gibiydi üzerindeki parkası
Yürüyüş, sona değil, başlangıca
Yirmi beş yaşında armağan etmek bedenini
Ve hiç başını eğmeden, yürümek tüm halklara

Gece yarısı saat birdi
Altı mayıs bindokuzyüzyetmişiki
Ne güzel de yakışırdı parkası
Meydanlarda hemen tanırdınız onu
En önde, gözlerinde bağımsızlık türküsü söylerdi
Durmadan, korkmadan, bıkmadan
Köylüler, işçiler değil miydi sevdalısı
Tek derdi Tam bağımsız Türkiye değil miydi?
O zamanlardan görmemiş miydi bu günkü manzarayı
Mustafa Kemal'e yürürken yine en önde
Koca bir yürek, henüz yirmi beşinde
Asılır yine tüm düşünceler
Asılır da ölüm uğramaz olur
Gözyaşlarımız deniz olur
Bir türkü söyler dillerimiz
Yırtar atmosferi, içimize sığmaz olur
Gece yarısı saat birdi
Altı mayıs bindokuzyüzyetmişiki
Ölen sadece bedenlerdi
Düşünceler dalga dalga yayılıp
Hüseyin oldu, Yusuf oldu, Deniz oldu
Karanlıklar korkutmaz artık bizleri
Geceyi yırtarcasına büyüyen ateş, hiç sönmeyecek gibi
Bir demli çay, bir cigarayla oturup şöyle
Rodrigo'yu dinlemeli
Gece yarısı saat birdi
6 Mayıs ikibinsekiz
Şimdilerde hep o şiiri okuyorum;
'Delikanlım,
iyi bak yıldızlara.
Onları belki bir daha göremezsin.
Belki bir daha
yıldızların ışığında kollarını
ufuklar gibi açıp geremezsin
Delikanlım,
sen ki,ya bi köşe başında
Kaşından kan sızarak gebereceksin
Ya da bir devrimci gibi darağacında
can vereceksin.''
Mustafa Akbulut-İbrahim Kaplan
http://mabethonline.blogspot.com/

26 Kasım 2010 Cuma

mabeth.net yayında !

Merhaba

Uzun bir aradan sonra www.mabeth.net olarak yayındayız. Yeni şarkı ve şiirlerimizle sizlerle olacağız.

MABETH

18 Aralık 2009 Cuma

BİR DAĞINIK ODADIR AKLIM…


İR DAĞINIK ODADIR AKLIM
ZAMAN ÇOKTAN KENDİNİ DOLDURMUŞ
RUHUMA ORANTISIZ GÜÇ KULLANIYOR DERTLER
BİR SARMAŞIK OLMUŞ ACILAR, AĞAÇ OLMUŞ İÇİMDE
KÖKLERİNDEN İZLER YOK HİÇBİR YERDE
KUNDAKLANMIŞ TÜM YEŞİLLERİM YANGINLARDA KÜL OLMUŞ

HANGİMİZ AYNI BAKIYORUZ HALA DÜNYAYA
HAYAT HERGÜN BİR MUTLULUĞU DAHA İDAM EDİYOR
ETRAFIM KALABALIK AMA BOŞ, SEN VARSIN SENDEN İZ YOK
POSTA KUTUSUNDA BİRİKEN ZARFLAR GİBİ FAZLALIĞIM SANKİ
OKUDUĞUM KİTAPLAR GİBİ SAYFALARIM ÇEVRİLMİŞ VE BİTMİŞ

KÂĞITTAN BİR GEMİ AŞK ÖMRÜ HAFİF BİR RÜZGÂR VE BATIŞ
YENİ DOĞAN BİR BEBEK KADAR SAF OLABİLMEK MÜMKÜNMÜ
BİRİLERİ GÜLSÜN DİYE GÜLMEK VE GÖZYAŞLARINI PERDELER ARKASINA SAKLAMAK
KAÇ KİŞİ, KAÇ KİŞİ İÇİN AĞLAR YADA GÜLERKİ BU ZAMANDA
İNSANLIK NEREYE KADAR DERS ALIR BU HAYATTAN

YAZDIĞIM ŞİİRLERİ NASIL SEVDİYSEM İNSANLARIDA ÖYLE SEVDİM
KİM GÖZYAŞININ TADINI ÇOK İYİ BİLİRKİ BENDEN BAŞKA
KİM BENİM BAKABİLDİĞİM GİBİ BAKARKİ İNSANLARIN YÜZÜNE
ÇIPLAK BİR YALNIZLIK KOL GEZER RUHUMUN ÜZERİNDE
KİM GİYİDİRMEYE GELİRKİ RUHUMUN MUTLULUK ELBİSESİNİ?
BU DAĞINIK ODALARI KİM TOPARLAYABİLİR SİZCE…

İbrahim KAPLAN – MABETH
17 ARALIK 2009 PERŞEMBE
23.28

MABETH - HOŞ SADA (KUZU SEDA SANA SEVGİLERLE)


BURUK BİR MELODİYİ ANDIRIYOR GÖZLERİN
HEP GÜLMEK İÇİN ÇABA SARFEDEN BEDENİN YILLARDAN YORGUN
ESKİ BİR MATEM BELKİDE ANIP DURDUĞUN
SADECE SENMİSİN YÜREĞİNDE HÜZÜNLERİ TAŞIYAN
HÜZÜNLERİN BAŞKA ADRESİ YOKMU SENCE
TUT YAKALA GÜNEŞİ IŞIKLARINDAN

BİR ŞARKI SÖYLE, BİR DİLEK TUT İÇİNDEN
YILLAR ÖNCESİNE UZANAN SESİN YANKILARINDAN KURTUL
AYNALARA BAK ELLERİNLE YÜZÜNE DOKUN
SONRA KENDİNE BAK YÜZÜNE GERÇEKTEN DOKUN
HİSSET YÜZNDEKİ MUTLULUK TABLOSUNU
İNDİR TOZLU RAFLARDAN GÜLÜCÜKLERİNİ

SANA SENDEN BAŞKASI KALMAYACAK GÜN SONUNDA
KALABALIKLAR BİR BİR ADRESLERİNE YOL ALACAK
SEN YİNE UZUN SAÇLARINI ANNENE ÖRDÜRECEKSİN
GÖĞSÜNDE UYUYUP KALACAKSIN SIM SICAK
PENCERENİ AÇ DIŞARIYA BAK KİM KALABALIK KİM YALNIZ
ACABA SADECE BİZMİYİZ BİZ BOŞLUKTA OLAN YOKSA İNSANLARMI YALNIZ

HER GECE ETTİĞİN DUALARA YENİLERİNİ EKLE, TANRIYLA KONUŞMAKTAN ÇEKİNME
DOSTLARINLA PAYLAŞ PAYLAŞAMADIKLARINI KİMSEYLE
ARKADAŞ HERZAMAN SOĞUKTA GİYİLEN BİR PALTO GİBİDİR ISITIR SENİ
SENİ SENİN KADAR SEVEBİLECEK KİMSE YOK, KENDİNİ KENDİNDEN ÇOK SEV
HAYATTAN ÇIKARABİLİECEĞİMİZ BİRÇOK DERS VAR HERZAMAN
HERŞEYİN GELİP GEÇİCİ OLDUĞU BU DÜNYADA BAKİ KALAN, ANCAK HOŞ BİR SADA İMİŞ…

İbrahim KAPLAN – MABETH
30 EKİM 2009 – CUMA
http://www.MABETH.net
22.09

ÖMÜRLÜK EMANET / BU SANA İLK YAZIŞIM


ilk bakıştı bizi biz yapan, seninle o ilk bakışmaydı sırlarla dolu olan bana geldiğinde yaralı bereliydin bende daha yeni atlatmıştım bir kasırgayı.
Bir aşkın izleri çoktan silinmişti sende ve bende kader bizi bir araya getirmişti, senin o ilk lafa girişin benim ise kekeleyerek cevap verişim ve sonunda başlayan güzel bir sohbet biraz geçmiş biraz da bugünle alakalı.
Şimdi bu kadar üstüne gelmem şunu yapma bunu etme dememdeki gizli sırları yavaş yavaş çözer gibisin farkındayım ama bende zaten yavaş yavaş çöz istiyorum.
Farkında mısın biz git gide birbirimize yaklaşıyoruz ve çözülüyoruz, beni ben seni de sen yapan unsurlar var olmaya başlıyor ve ömürlük bir emanet daha yüklüyorum anlamlarıma.
Anlam evet bunca yılın içindeki anlamsızlıkların taa içindeki o kopup gelen büyük anlam, yani sen. Bunun böyle olacağını hiç düşünmemiştim ve hiç böyle bakmamıştım en başında yaşayıp gidiyorduk şen kahkahalarımızın içinde.
Bugün sana ilk yazışım ve son olmayacak eminim buna ayrıca yaradan öyle bir denge kurmuş ki yıllardır tanışan ama sanki sadece bir solukta gizli merhaba sözcüğü ile bir araya gelmeyi bekleyen iki yürekmişiz.

Az öncede söylediğim gibi bu sana ilk yazışım ve son olmayacak ve bu yanma hali sanırım uzun sürecek, yana döne sana çarpıp duruyorum sağa dönsem, sola dönsem sen.
Mevlana misali senin ekseninde dönerek sana doğru ışıklarımı yakıyorum ve aslında o ışıklar senin beni aydınlattığın ve senden gelen ışıklar yani bana yansıyan senin aydınlık hallerin.
Senin yanında kendimi şımartılmaya hazır bir çocuk gibi hissediyorum, sürekli bir şeyler istemek geliyor içimden, sürekli benimle ilgilen istiyorum ve en özel sırlarımı sana sunuyor seninle paylaşıyorum.
Ürkek bir saygı ve sevgi var sana karşı içimde ve şuan saygım sevgimden önde sanki ama sevginin öne geçmesine çok az kaldı sanırım ama biz buna hazırmıyız?
Bak bunları beni yalnız bırak git ve bu sevgiden kaç diye yazmıyorum, ama sana doğruda sürüklenmekten kendimi alamıyorum inan ve bunca yalnızlığın ortasında tek kişilik bir kalabalık yarattığın için benim yüreğimde sana ne desem az.
Şuan bir cevap geldi İlhan İrem’den şöyle seslendi: SENSİZLİĞİN ACISINI SEN NEREDEN BİLECEKSİN dedi.
Ben sensiz kalmak istemiyorum sensiz bensiz ve bizsiz bir gün dahi geçirmek istemiyorum.

Kalbimde oluşturduğun dünyayı gör ve sana gelirken geçemediğim o uzay boşluğuna benzeyen karanlıkları da hesap edersek eğer bir hayli yolum var demektir.
Evet belki yanımdasın ama bir gün gelecek belki sen ya da ben olmayacağız biz olmayacak belki de, ve bu yanma hali sona erecek tıpkı Şems’in Mevlana’yı yalnız bıraktığı gibi sen de bu öğrenciyi yalnız bırakacaksın bu yanma dersinde.
Bu sana ilk yazışım ama eminim son olmayacak seni yazarken bile sesin kulaklarımda çınlıyor, gözlerin sürekli karşımda duruyor nereye baksam seni görüyorum.
Şu an tam 3 seferdir İlhan İrem Anlasana dinliyorum çünkü şarkıda da söylediği gibi İÇİMDE BİR ÜMİT VAR diyor.
Evet, benim de bir ümidim var artık, belki geç kalmış bir ümit ama bunu taşımaktan yorulmuyorum bıkmadan, usanmadan taşıyorum.
Bir gün gidersen eğer, ben yalnız kalırsam bu adamı sakın unutma en son söylenilecek şeyi en başında söylüyorum sakın beni unutma.
Bu sana ilk yazışım ve biliyorum ki son yazışım olmayacak…


ÖMÜRLÜK EMANET / BU SANA İLK YAZIŞIM
İbrahim KAPLAN – MABETH
http://www.MABETH.net
03 – Kasım 2009 Salı
22.20

ÖMÜRLÜK EMANET – 2- BİZ OLUVERDİK BİR ANDA


Eski bir radyodan gelen cızırtılı bir ses gibiydi geldiğinde yüreğim ve bana çok şey öğretti gelişin, acı, sevinç, hüzün, gözyaşı v.s. ve geldiğinde cidden dağınıktı her yer rahatsız da olmadın sen bu durumdan farkındayım hani derler ya ev hali öyle işte.
Sen gelirken öyle bir geldin ki o marifetli ellerinle bir çırpıda tozunu aldın kalp evimin ve iyi ki geldin koşulsuz sevgi.
Şimdi bana kızıyorsun ne bu dağınıklık toparlan biraz diye, bende seni dinliyorum toparlanmaya çalışıyorum ve toparlanırken bazen seni çok üzüyorum biliyorum ama idare et be can.
Bak bazen seni üzüyorum ya sen o zamanlarda sakın bana kızma ben bazen anlayamıyorum sabit fikirli olabiliyorum çünkü seni öyle bir emanet bildim ki hep dediğim gibi ömürlük emanet işte…
Bu gülen yüzündeki ağlayan sureti kimse göremedi aslında benden başka ve ben öyle bir pencere buldum ki açık unutmuşsun gözlerinin arasından sızıp içeri girdim her şeyi gördüm.

Gözlerinin o bir penceresini açık unutman iyi olmuş yoksa nasıl girebilirdim o kalbine sızardım ama yine de hep bir umut gördüm sende bir bekleyişte olabilir ama bir gün kavuşacaksın.
Bak bu saatten sonra üzülmek bile bize bir sevinç oldu farkındayım acıya bağışıklık kazandık onu da biliyorum ama idare ediyoruz artık.
Şimdi ne düşünüyorsun yarın için ne yapabiliriz nerden sıyrılabiliriz ve bu hayata nasıl çelme takarız düşündün mü hiç emanetim benim yerime bir düşünsene lütfen.
Nasıl ayakta duruyoruz şaşırıyorum başkası olsa yerimiz de hele senin yerinde başkası olsa neler yapardı acaba acılarla boğuşmaktan hayat zor be cidden emanetim.
Biraz evvel Kraliçe Sezen Aksu şarkısı armağan ettin bana ve ben dinliyorum büyük bir keyifle Sezen seni beni ve her şeyi anlatıyor.
Oradan bir sandalye çek kendine otur yanıma ve sakın yanımdan ayrılma seni bazen üzsem de yanımdan ayrılma, çünkü ben korkuyorum artık yalnızlıktan.

Alışıyor insan zamanla kırılıp dökülmeye ve sarsılmaya biz nelere alıştık yıllardır bu kör yalnızlık mı bizi yakıp yıkacak gülerim.
Dur ben sana ışık tutmadan yolunu arama seni aydınlık yollardan geçirmeliyim emanetsin bana biliyorsun.
Seni karanlık yollardan götürmek isteyenlerden uzak dur ve onlar bizden korksunlar biz karşılarındayız bencil olmuyorum biz diyorum dikkat et.
Biz eskiden sadece benlerden ibarettik ama tanışınca biz olduk biz olmak bazen yordu ve üzdü ama hiç pişman olmadık biz olmaktan.
Sen bana gerçek bir ışık oldun aslında hep kendi ışığım yeter diyordum ama sen ışıklarıma ışık kattın gerçekten.
Artık takmak yok bu acı kahve tadı hayatı, çok acı ama onu da içmek ayrı bir tat bence, ve biz ne acı kahveler içtik emanetim.
Bu şarkı bitmez bitmeyecekte yaradan izin verdiği sürece biz yine dinlemeye devam edeceğiz ÖMÜRLÜK EMANET BU MELODİYİ…

İbrahim KAPLAN – MABETH
01 ARALIK 2009 – SALI-00:05

AŞKIN BİZ, SİZ, ONLAR OLMA HALİ


Ben Bir dilek tutmuştum zamanın birinde aslında herkesle aynı sayılırdı ama olmadı hayat eşit davranmıyor herkese.
Birine ölürcesine bir sevgi veriyor, diğerine acıyla yoğrulmuş önü tıkalı bir sevgi ve sana diyor ki bunu yıllar boyu çekeceksin senin payına düşen bu, ne kadar adil kararını siz verin.
Sevgi her yerde aynı sevgi değil mi, kalp her yer de aynı değil mi, peki ya biz aynı aşkı yaşamıyor muyuz? Bu sorular uzar gider ama kısalan hayatlar ne olacak peki bir sevgi ya da bir sevgili uğruna bir ömür beklemek her zaman söylediğim gibi bir sadakat nöbeti ne kadar gerekli bu acı bu bekleyiş?
Biz olmak ne demek hiç bilmeyenler var hep sen olarak kalmışlar, ama aşkında başka bir biz hali var sen olamama hali, yani bu hali kabullenmek biraz sancılı oluyor ama zamanla biz olmanın dayanılmaz güzelliği sevindiriyor insanı.
Siz hiç bizken sen oluverdiniz mi birden ben oldum, bizdim ben oldum ve ben ben olalı hiç bu kadar benle tek başıma kalmamıştım.
Bizli haller en güzel haller ve bu hali yaşamayan bence boşuna yaşıyor kendiyle tek kalma halini ve bizler senlere yol veriyoruz bazen, bazen de onlar bize yol veriyor ne garip.

Sanki bu dünyaya tek başımıza gelmemiş gibi onlarsız olamıyoruz ve onlarla doğmuş gibi yaşıyoruz, sanki onlar yokken dünya da duruyormuş gibi ya da trafik akmayacak, kıtlık çıkacak ve dünya yerle bir olacak, buda biz olmanın kıyamet hali.
Şimdi dönüp geçmişe bakıp kaç kere biz olduk ona bakmak lazım, gerçekten biz miydik yoksa kandırıldık mı?
Bazen bazılarına siz ne kadar güzel biz olmuşsunuz dedik ve bir baktık onlarda senlik duygularına yenik düşüp ayrılmışlar, buda aşkın nazar hali olsa gerek.
Bir gün bir bakmışsın geçmişten bir o gelmiş seni o yıllardaki bize götürmüş yani biz olduğun yılları bir anda yeniden yaşamışsın, fakat bu bir hayalmiş sadece birden uyanmışsın ve gerçeklerle yüzleşip hala sen olduğunu fark etmişsin buda aşkın hayal hali.
Şuan nelerden eminsin hiç düşündün mü ya da emin olduğunu sandığın duyguların seni yanıltmasın? Sen onu unuttun mu gerçekten, sen olmaya alıştın mı, bu o kadar kolay mı sence?
Buda aşkın soru hali.

Biz, siz, onlar yani biz buna kısacası biz olan hayatlar diyoruz ve bir yerde kopup senliğe doğru giden sır dolu hayatlar.
İlk günlerde biz olma hali o kadar güzeldir ki asla sonu gelmeyecek sanırsın ama yavaş yavaş sonu geliyordur ve sen göremiyorsundur.
Kim bilir kaç hayat kaç hayata emanet edildi ve kaç aşık biz olduklarını unutup sen olma halini seçti onları terk edip gitti.
Kalmak kolay değil yıllarca biz olarak bunu çok âşık bilmiyor ve hep biz olarak kalacaklarını sanıyor ama sen duygusu öyle bir bencillik veriyor ki insana bir anda sen olup çıkıyor.
Biz olmak kolay değil ama zor da değil biraz sevgi, biraz yalandan arındırılmış hayat, biraz hoşgörü, büyük ölçüde sabır ve sadakat en önemlisi.
Biz ne demek bilmeyenler bu yazıyı okuduklarında eminim biz olmak için çaba sarf etmeye başlayacaklar ve yeni bizler oluşacak.
Biz olmanın o dayanılmaz tadını sonunda büyük bir sen olma hali de olsa yaşamak gerekir ve bu acı hali bile biz olma duygusu kadar bağışıklık yapar insana oda bazen tatlı gelir insana ve zaman sana bizken sen olmayı çok acı öğretir.
BİZ OLMA YOLUNDA HEP IŞIKLI YOLLARDA YÜRÜMEK DİLEĞİYLE.

İbrahim KAPLAN – MABETH
03 ARALIK – PERŞEMBE / 2009

8 Kasım 2009 Pazar

Aşklı Haller (Şiir Klip)

video

14 Ekim 2009 Çarşamba

YALNIZSAM, YARIMSAM YOKLUĞUNDA


YALNIZASAM, YARIMSAM YOKLUĞUNDA
DUVARLARLA KONUŞUYORSAM SEN DİYE
ŞİZOFRENİ NÖBETLERİ YAŞIYORSAM HER GECE
SEN YOKSAN YANIMDA BU KADERMİ SENCE
BEN SİYAH BEYAZ BİR MATEM HAVASINDAYSAM
BUNDA BENİM SUÇUM, SENİN PAYIN NE?

ÇEKİP GİTMİŞSEN BENİM GÜNAHIM NE?
ŞARKILAR DAHA ACI GELİYORSA BANA
EN ARABESK MATEMLERİN ADAMIYSAM ARTIK
ELLERİMİ KANATIRCASINA ACI VERİYORSAM KENDİME
ŞARKILARDAN FALLAR TUTUYORSAM GELECEKSİN DİYE
BUNUN SEBEBİ SEN DEĞİLMİSİN SENCE?

GÖKYÜZÜNE VE İNSANLARA BOŞ BAKIYORSAM
RENKLERİM ANLAMLARINI YİTİRMİŞSE KÖRÜ KÖRÜNE
HİÇ BİR YEMEKLE BESLEYEMİYORSAM KENDİMİ
AYNI ELBİSELERLE OTURYORSAM GÜNLERCE
SENİ SORANLARA O KİM? DİYE SORUYORSAM
RUH HALİM ÇOKMU SAĞLAM SENCE?

HAYATIMDA İMLA HATALARI YAPIYORSAM
NOKTAYI YANLIŞ YERE, VİRGÜLÜ YANLIŞ YERE KOYUORSAM
TÜM EDEBİ KURALLARI ALT ÜST EDERCESİNE ŞİİRLER YAZIYORSAM
BAZEN ŞAİRLİĞİMDEN KAÇIYORSAM, KÂĞIDI KALEMİ BIRAKIYORSAM
SADECE SANA ŞİİRLER YAZIP DİĞER HÜZÜNLERİMİ BOYNU BÜKÜK BIRAKIYORSAM
BUNDA BENİM SUÇUM, SENİN PAYIN NE?

İbrahim KAPLAN – MABETH
14 EKİM ÇARŞAMBA – 00.06

19 Eylül 2009 Cumartesi

ŞİFRE – MABETH (E.B.O.H.A)


Yıl 1997 dört arkadaş bir gün yaradanın istemesiyle bir araya gelir ve o günden sonra hayatları artık eskisi gibi değildir.
İsmail, Suat, İbrahim, Mustafa işte bu dört arkadaşın da ortak noktaları müzik olmuş ve kader onları bir yerde buluşturmuştur.
1997 yılı Eski adı Tekila olan ve yeni bir oluşumla adını MABETH olarak değiştiren grubun kurulmasıyla başlar, gruba en son İbrahim dâhil olmuştur ilk önce baterist olarak girdiği grupta solist olarak devam etmiştir ve mabeth son halini almıştır.
Hayat onlar için artık daha farklıdır sürekli müzikle iç içe olurlar, yeni besteler ve şarkılar yaparlar bunun yanında Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray ve genç nesilden Haluk Levent şarkıları söyleyerek yolların devam ederler.
Bu müzik yolculuğu öyle hızla akıp gider ki Allah bu yolda müthiş sürprizleriyle ara ara mucizeler yaratır.

Yıl 1998 ve Mabeth biraz daha bilinçli bir müzik yapma yolunda yavaş ama emin adımlarla ilerlemeye başlar. Mustafa, İbrahim ve Suat besteler yapmaya devam ederler, İsmail ise bşr türlü beste yapamadığından dert yanarak arada bir keşke bende gitar çalmaktan öteye geçip beste yapabilsem diye Allaha bazen seslenir.
Elbet birgün Allah ona da nasip edecektir beste yapmayı, o yıl Suat’ın ilk bestesiyle heyecanlı geçer Ayrılık Vakti adlı şarkı yep yeni heyecanlar katar Grup Mabeth’e Suat sanki daha önce hiç olmadığı bir ruh haline girmiştir ve bu şarkı dinleyen tüm insanlar tarafından büyük bir beğeni toplar.
Bu bestenin peşini yeni şarkılar izlemeye devam edecektir.
Mabeth’in yaptığı bu ilk beste gruptaki herkese ilham vermektedir, Suat sanki içindeki yıllanmış duyguları küçük bir şarkıya sığdırıp dillendirmiştir.

Bu besteden sonra Mustafa, Otoban adlı ikinci besteyi yapmıştır, kendi hayatların Otobanın sol şeridindeki bu uzun yolda hızla ilerleyen bir arabaya benzetir ve o müthiş şarkı dökülür beyaz kâğıda.
Grupta herkes bu şarkıya farklı anlamlar katmıştır, İsmail gitarıyla, Suat Bas Gitarıyla, Mustafa Baterisiyle, İbrahim ise sesiyle farklı bir yola sokmuştur şarkıyı.
Bu Otoban da daha yazılması gereken çok şarkı vardır ve bu Grup kurulurken ne olursa olsun dağılmamak için söz vermiştir.
O yıllarda herkeste olduğu gibi Mabeth’in de başında kavak yelleri esmektedir, birçok aşk hikâyesi sığdırırlar bu uzun yola ve tabi yazılması gereken daha birçok şarkı vardır.
Müzik hiçbir zaman susmaz ve Yaradan hep onlarla birliktedir, birçok mucize gerçekleşmek üzere yaradan tarafından yola çıkarılmıştır.


‘’SİHİRLİ STÜDYO VE UZUN SAÇLI ADAMLAR’’

1998 sonlardır Grup Mabeth artık stüdyo çalışmaları yapmaya başlamıştır, stüdyo olarak il durakları taksim lay lay lom stüdyo olur ve stüdyoya ilk geldiklerinde çalışma yapan diğer grupları görürler, galiba biz bunlar kadar iyi bir grup olamayacağız diyerek stüdyoda çalışmaya başlarlar.
Grubun kuruluşundan bu yana 2 yıl geçmiştir ama kimse kendisini iyi bir müzisyen gibi hissetmez hala üzerlerinde o çekingenlik durmaktadır, bu işte amatör ruhtur.
Gerçek anlamda ki bu ilk stüdyo Mustafa’nın bagetlere vurmasıyla start alır, İsmail hafifçe elektroya dokunur, Suat bas gitarını okşar gibi çalmaya başlar, İbrahim ise biraz titrek ama emin bir ses ile şarkıyı söylemeye başlar ve ilk şarkı Haluk Levent – Yollarda Bulurum Seni yankılanmaya başlar stüdyoda.
Mabeth grubunda sadece İsmail ve Mustafa müzik eğitimi almıştır bağlama ve klavye ile başlayıp gitara uzanan bir eğitimdir ve İsmail bir şef maharetiyle yön vermeye başlamıştır Grup Mabeth’e, ilk şarkı bittiğinde Mabeth çok mutludur ilk söz Suat’tan gelir oldu galiba diyerek gülümser, herkes yaptık galiba der ve kahkahalar yükselir.

Stüdyo da sıra Mabeth’in ilk şarkısı Ayrılık Vaktine gelmiştir, İsmail işaret verir Suat basgitarı uyandırır, İbrahim yol arkadaşı mikrofona sarılarak Mustafa ile göz göze gelerek şarkıyı seslendirmeye başlar.
Ayrılık Vakti Taksim Lay lay lom Stüdyoda dolaşmaya başlar, Kayıt odasındaki uzun saçlı ve sakallı adam şarkının büyüsüne kapılarak birasını yudumlamaya başlar ve stüdyo kapısını aralayarak yere çömelir şarkıyı canlı canlı dinleyerek içmeye devam eder.
Uzun saçlı ve uzun sakallı adam şöyle seslenir Grup Mabeth’e: Sizden bu şarkının şerefine stüdyo ücreti almayacağım diyerek stüdyoyu bitene kadar olduğu yerden demlenerek izler.
Uzun saçlı adam bir şarkı ister, istediği şarkı Haramilerden Mavi Duvardır ve dolabından 4 bira daha çıkarır tüm grup elemanlarına dağıtır, herkes birer yudum alır ve şarkı bir senfoni edasın da başlar.
Uzun saçlı adam şarkının büyüsüne kapılmıştır ve gözlerini kapatır, sanki uzun saçlı adam Mabeth’e bir siir yapmıştır ve Grup Mabeth daha önce hiç bu kadar başarılı bir şekilde şarkı çalıp söylememiştir.

Şarkı bittiğinde herkes ellerindeki şişeleri havaya kaldırarak Müziğin, Aşkın Ve Mabeth’in şerefine diyerek biralarını kana kana içmeye başlarlar.
Stüdyo boyunca herkes o kadar başka bir dünyada hisseder ki kendilerini, sanki Müzikistan Cumhuriyetinin başkentinde, bir ibadethanede yani Mabeth’lerinde ibadet ediyorlardı.
Bir Barış Manço şarkısı ile devam ettiler, Dönence stüdyoyu kaplamıştı, Grup Mabeth Barış Abi şarkıları söylerken çok mutlu hissediyorlardı kendilerini, şarkı bitti sonra Cem Karaca, ardından Erkin Koray şarkıları derken stüdyo sona erdi.
Grup Mabeth uzun saçlı ve uzun sakallı adamın onlara uğur getirdiğini düşünerek uzun saçlı adama teşekkür edip tekrar görüşmek üzere stüdyoyu terk ettiler.
Suat ilk sözü söyleyerek sessizliği bozar, beyler Grup Mabeth galiba doğru yolda der ve herkes bu doğru söze hak vererek yürümeye devam eder.
Taksim Tünelden istiklale doğru yürürken Ada Müzik Önünde Nejat Yavaşoğullarını (Bulutsuzluk Özlemi) görürler ve Nejat ağabeyle ayaküstü bir müzik muhabbeti ederler, o gün iki uzun saçlı adam Grup Mabeth’e ilk öğütleri ve desteğini verir.
Otobanın sol şeridinde ki bu hayat akmaya devam edecektir.

ŞİFRE – MABETH (E.B.O.H.A)
‘’MABETH VE MÜZİK DURUŞU’’

Büyülü stüdyo ortamından sonra, Mabeth hayatın her anını bir şarkı gibi yaşamaya başladı, hani çok sevdiğiniz bir şarkıyı defalarca dinler gibi birçok kez stüdyo çalışmaları yaptılar.
Yeni şarkılar yazılmaya başlamıştı, Mustafa yoğun günlerin ardından İngilizce bir şarkı yazmıştı ‘face of people’ İsmail ile ibrlikte oturup saatlerce bu şakıyı düzenlemeye çalıştılar ve ortaya farklı ve ilk İngilizce Mabeth şarkısı çıkmıştı.
Sıra geldi bu şarkıyı seslendirmeye işte burada İbrahim tek başına yeterli olamayacağını düşünerek şarkıyı Grupça paylaştılar, şarkıyı hep birlikte bir vokal tekniği ile söylediler ve böylesi tek bir vokalden daha iyi olmuştu.
Grup Mabeth’in oturduğu yer Ümraniye Tepe üstünde bir devrim havası vardı, çünkü daha önce böyle bir müzik grubu kurulmamış ve Rock müzik adına hiçbir şey yapılmamıştı.
O dönem herkes tarafından tanınmaya başladılar, insanların davetlerini kırmıyorlar bir doğum günü ya da özel bir davete gidiyor şarkılarını söylüyorlardı.
Artık insanlar onarlı nerede görürlerse mutlaka Mabeth adı dile geliyordu buda çok hoşlarına gidiyordu grup elemanlarının.

Yine bir davet gelmişti arkadaşlarından bir partide çalmaları rica edilmişti, onlarda hiç kırmadan kabul ettiler.
Bu parti bir düğün salonunda olacaktı ve sahne saatine kadar çalıştılar, prova yaptılar derken sahne saati geldi çattı Mabeth ismi anons edildi, Grup Mabeth sahneye çıktı.
Fakat salonda pekte rock müzikle alakası olmayan tipler vardı ve çoğunun yaşları hepsinden ufaktı ve dikkatsiz bir seyrici kitlesiydi bu kitle.
3 şarkıdan sonra Mabeth Bir duruş sergilemek adına sahneyi terk etti bu bir kaçış değil yıllarca müzikteki duruşlarını gösteren ciddi bir duruştu. Mabeth sahneden indikten sonra ortamda bir tekno parti oluştu ve Mabeth bu davete aslında gelinmeyeceğini anladı oradaki insanları tekno bir gürültü ile baş başa bırakıp kendi Mabethlerine doğru yol aldılar.
Artık gelen teklifleri iyice ölçüp biçip öyle değerlendireceklerdi, çünkü onlar sadece gençlere değil her yaş grubuna ve herkese şarkı söylemek istiyorlardı, tıpkı isimlerindeki anlam gibi ‘MABETH’ hiçbir zaman bölmeyen birleştiren bir grup olma yolunda söz vermişlerdi.

1998’in ortalarıydı artık Mustafa bir şakı daha yapmıştı adıda sosyal bir sorun olan Kanlı Töreydi.
Mustafa grup içersinde en çok okuyan ve sosyal sorunları yakından takip eden bir öğretmen çocuğuydu, zaten sosyal birikim aileden geliyordu ve sürekli araştırıyordu.
Şarkının adından da belli olacağı üzere Töre gerçeği ele alınmıştı, insanların gereksiz yere birbirlerini öldürme, bitirme yok etme arzusu işleniyordu şarkıda.
Mabeth o yıl bir kendi içerisine kapanış yaşıyordu, stüdyo çalışmaları aralıksız devam ediyor ve bir gizlilik hükmediyordu Grup Mabeth’e bu gizlilik Mabeth için olumlu sonuçlar doğuracaktı, hem müzikal anlamda hem de kendi kişiliklerinin oturma aşamasıydı.
Kanlı Töre şarkısnı sessiz sedası web sitelerinde yayınlamaya başladılar, şarkı hiç beklemedikleri bir şekilde oturdukları mahalledeki insanlardan güzel tepkiler almıştı.
Grup Mabeth doğru bir proje ypmanın haklı gururu ile şımarmadan yoluna devam etti ve yep yeni olaylar Mabeth’i gerçekleşmek üzere sırada bekliyordu.

ŞİFRE – MABETH (E.B.O.H.A.)
‘’MÜZİK SERÜVENİ DEVAM EDİYOR’’

Grup Mabeth 99 yılına sürekli stüdyo çalışmaları ile girmişti, artık herkesin karakterleri biraz daha oturmuş ve o amatör ruh biraz daha profesyonelliğe doğru yol almıştı.
Mabeth artık her daveti ince eleyip sık dokuyarak, bir müzisyen süzgecinden geçiriyordu, bu arada sürekli konserlere gidiyorlardı müziğin olduğu her yere gitmeye çalışıyorlardı.
İsmail bile birkaç beste yapmış hatta İbrahim ile birlikte düzenleyip şarkı haline getirmişlerdi, çünkü İsmail’in tam verimli olacağı bir döneme girilmişti, İsmail âşıktı.
İsmail aşkını açıklayana kadar tabiri yerinde ise yanmıştı ama bu aşk hiç gerçek olmadı platonik bir şekilde devam etti, buda İsmail’e yaramıştı.
İbrahim şarkılar yazıyor fakat henüz ortaya çıkarmaya korkuyordu, yazdığı onlarca şarkı sırada bekliyordu ve o aslında sahne performansının altında ezilmemek için sesini geliştirmeye çalışıyordu.
Grupta Suat ve Mustafa ilk besteler ve şarklar konusunda bir devrim yapmıştı, sağlam ve ayakları yere basan duygulardı bunlar ve sonuçları da çık sıkı parçalar olmuştu.

Mustafa için İlhan İREM vazgeçilmez bir müzisyen, duayen ve sanatçıydı, aynı şekilde İbrahim de hem İlhan İREM hem Şebnem FERAH hayranlığı ile bilinirdi, Suat Haluk LEVENT, Kıraç, ve tabiî ki Türk rock müziğinde çığır açmış tüm müzisyenleri yıllardan beri takip ediyorlardı.
İsmail’in Hayran olduğu sanatçı ise Yaşar KURT olarak bilinirdi grupta, onun çalma tekniği ile çok ilgilenmişti İsmail.
İşte tüm bu müzisyenlerin ve sanatçıların birleşimi ile Grup Mabeth kendisini harmanlamış ve müzikalitesini yükseltmeye başlamıştı.
Mabeth meşhur olma sevdasından öte sadece müzik yapmak ve eğlenmek, eğlenirken de eğlendirmek istiyordu para, pul, şan, şöhret bir yana, onlar gerçek müzik için bu sevdaya kapılmışlardı.

Zaman hızla akıp giderken, Mabeth şarkılar yazmaya devam etti ve Mustafa yeni besteyi yapmıştı, bestenin adı ‘’GÜZEL’’ olarak Mabeth tarihindeki yerini almıştı.
Grup artık kendi sınırları dışına çıkmaya başlamıştı, Ümraniye de birçok kafeden sahne teklifleri almış ve bazılarını değerlendirmişlerdi.
Bu teklifler ufak teklifler olarak değerlendirilse de en nihayetinde hepsi birer tecrübeydi,
Yıl 2000’e geldiğinde İbrahim askerlik görevi için Isparta ya doğru yol almıştı, Mabeth eksikte olsa ara ara toplanmıştı, tüm grup elemanları askerlik görevlerini tamamladıktan sonra yollarına devam ettiler.
Bir dönem sessizlikten sonra grup yeniden yapılanmaya gitti ve ek elemanlar alarak bir süre denemeler yaptılar, fakat yeni bir gitarist grupta ortalığın karışmasına yol açmıştı.
İsmi lazım olmayan bu önemsiz şahıs grupta ön plan olmak istediğinden ortam huzursuz olmuştu.
Mabeth’in ilk bestesi Ayrılık Vakti’ni tamamen değiştirerek İbrahim den ilk tepkisini zaten almıştı, Suat ilginç bir şekilde sessiz kalarak belki de ortamı gözetlemek için susmuştu.
Bu durum çok uzun sürmedi ve yeni eleman gruptan aforoz edilmişti, bu kararda Suat ve İbrahim’in rolü büyük olmuştu.
Mabeth hızla büyümeye devam ediyordu…

ŞİFRE – MABETH (E.B.O.H.A.)
‘MABETH VE CEM KARACA

2001 yılına dek çalışmalarını sürdüren Mabeth artık aklı başında ve kararlarını gözden geçirerek alan bir gruptu.
Mustafa’nın aklında uzun aman zamandır Cem KARACA’YA ulaşma ve Mabeth’i ona dinletme fikri vardı, sonunda büyük ustanın web sitesinden mail yollayarak bir randevu kaptı, tüm grup heyecanlıydı büyük usta Cem KARACA onlarla görüşmek için bir Pazar günü randevu vermişti.
Grup Mabeth yeni besteleriyle birlikte birde Cem KARACA şarkısıyla büyük ustaya sürpriz yapmaya karar verdi, Mabeth resimdeki gözyaşları ile namus belasını cower haline getirerek büyük ustaya sunmak için sabırsızlıkla bekliyordu.
İbrahim askerden geldiğinde yaptığı Teskere adlı parçayı yeniden seslendirerek büyük ustaya dinletecekti.
Büyük gün gelmiş çatmıştı Mabeth Cem KARACA ile buluşmak için Bakırköyde bir adrese doğru yola çıktı, Bu ev şuan bakımsız olan ve virane bir ev görüntüsü taşıyan Cem babanın rahmetli babasının eviydi.
Tabi o yıllarda gayet güzel ve bakımlıydı bu ev, kapı çalındı belki inanmak güç gelecek ama kapıyı Cem KARACA açtı ve hoş geldiniz kardaşlar diyerek Mabeth’i içeri aldı.

Bu karşılama karşısında Grup Mabeth şaşkınlığını gizleyemedi ve hoş bulduk Cem Baba dediler, Cem KARACA oturun keyfinize bakın şimdi geliyorum diyerek içeride bir odaya doğru yöneldi geri geldiğinde o ilk gitarlarından biri vardı elinde.
Bu ne büyük gururdu Mabeth için, Cem baba sordu grupta gitaristler kim? Suat ve İsmail cevap verdi biziz baba dediler ve gitarı İsmail’e doğru uzattı hadi bakalım önce canlı canlı söyleyelim dedi.
Cem baba sanki İbrahim’in vokal olduğunu sezmişçesine İbrahim’e bakarak kafasını salladı, İbrahim Mecalsiz şarkısını söylemeye başladı.
Derken Kanlı Töre, Otoban, Güzel Ve en son Mustafa Face of Peoples’i söyledi ve Cem babanın ilk sözleri çok iyi değişik bir tarz ama üzerinde çalışırsanız daha da iyi olur dedi ve sözlerine şunları ekledi.
Size elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım diyerek bir Cem Baba sözü verdi.
Yaklaşık 1 saattir bu misafirlik devam ediyordu tabi Grup Mabeth Cem Baba için yeni sürprizler hazırlamıştı.

İbrahim Büyük ustadan destur istedi ve Cem Baba buyur destur senindir diyerek gülümsedi, Resimdeki Gözyaşlarını Seslendiremeye başladı.
Büyük usta dinlerken hüzünlendi ve duygulandı, gözleri doldu oda bir ara eşlik etti ve yeniden dinlemeye geçti, Mabeth hep birlikte söylemeye devam etti şarkıyı.
Şarkı bitmeden İbrahim Namus Belası’nı söylemeye başladı, tüm ev Mabeth ve Cem KARACA ile dolmuştu, müzik sanki tüm evrende yankılanıyordu Mabeth için bu an için çok beklemişti Mustafa ve Mabeth.
Şarkılar bittiğinde Cem KARACA yağa kalktı ve Mabeth Grubundaki herkesi alnından öperek işte türk gençliği bu dedi.
Tekrar yardımcı olacağı sözünü hatırlatarak birkaç öğütte bulundu ve sözlerine şöyle devam etti.
Siz gençler yani Mabeth bugün evime başka bir enerji getirdiniz ve bana Barış MANÇO Moğollar, Kardaşlar, Apaşlar, Ersen ve Dadaşların, Erkin Korayların olduğu o yıllara aldınız götürdünüz ne olursa olsun dağılmayın kariyerinizi devam ettirin meşhur olmak çok önemli değil birlikte mutlu olmaya bakın dedi.
Bu sözlerden sonra geçmişten muhabbetler eşliğinde kocaman bir 2,5 saat geçmişti evde Mabeth Cem Babanın elini öperek bir nevi el aldı evlerine doğru yola çıktılar.

2002 / 2003 / 2004 YILLARI VE MECALSİZ



Yıl 2002 ve mabeth yeni bir döneme girmiştir ve İsmail grupta aranjör tavrıyla tanınmaya başlamıştır şarkıların düzenlenmesi konusunda bir hayli tecrübe sahibi olmuştur.
Artık şarkılar ismailin o sihirli parmaklarında can bulmaya başlamıştır ve İsmail de bu arada ilk bestesini yapmıştır ve bu bestenin adı YILLAR SONRA olarak mabeth tarihinde ki yerini almıştır.
Mabeth sessiz sedasız çalışmalara devam ederken yine küçük bir konser teklifi geldi ve iyice düşünüp evet diyerek çalışmalara başladılar.
Bu konser yine özel bir davetti 2 grup yer alacak ve Mabeth en son sahneye çıkacaktı, diğer grup buna itiraz etse bile herkes Mabeth’in en son çıkması konusunda hem fikirdi ve Mabeth en son sahneye çıkmıştı.
Bu konser 2002 yılının da son konseri olacaktı küçük bir salondu ama ses sistemleri gayet iyi olduğu için büyük keyif duydular bu konserden.
Tüm şarkılarını seslendiren Mabeth mutlu ve huzurlu bir şekilde oradan ayrılmıştı.

Yıl 2003 ve Mabeth yeniden duraklama dönemine girmişti ama bu duraklama dönemleri boş geçmiyor herkes yeni şarkılar yazma konusunda hızla ilerliyordu.
İbrahim çok yakın bir müzisyen arkadaşı ile arada bir konserlere çıkıyordu müzikten kopmuyordu.
İsmail bu dönemde biraz uzak kalmıştı müzikten ve kendi mesleği olan fotoğrafçılıkla ilgilenmiş sadece bazı zamanlar gitarını eline almıştı.
Suat ise bu dönemi tıpkı Mustafa gibi yazarak geçirmişti yani grupta tek müzikle vakit geçiren İbrahim olmuştu.
Hatta etraftan Mabeth dağıldı diye söylentiler çıksa da aldırış etmediler, çünkü onların dağılma gibi bir lüksleri olmamıştı hiçbir zaman.
Durgun geçen 2003 bitmek üzereydi ve yine Suat bu suskunluğu bozarak yeni besteler yaparak bir stüdyo kiralamıştı yeniden mikrofon başına geçen Mabeth müziksiz geçen günlerin acısını çıkarırcasına müzik yapmıştı.

2004 yılına gelindiğinde Mustafa üniversite de yaptığı bir albüm kaydı ile Mabeth’in karşısına çıktı bu albümde öyle bir şarkı vardı ki Mabeth dinler dinlemez işte bu dedi şarkının adı MECALSİZ’ di ve dinleyen herkesi alıp bir yerlere götürmekteydi.
Şarkıda ki büyü o kadar büyüktü ki ister istemez kendinizi buluyordunuz şarkıda ve bu şarkıyı internet yolu ile dağıtmaya karar verdiler bu şarkı aynı zamanda Mabeth’i bekleyenler için de bir hediye niteliği taşıyordu. Mecalsiz bir anda tüm herkes tarafından dinlenmeye başlamıştı artık bir Mabeth şarkısından çok bir alışkanlığa dönüşmüştü.

MABETH-MECALSİZ

MELEKLERİ KISKANDIRAN GÜZELLİĞİNLE
DENİZLERİ DALGALANDIRAN GÖZLERİNLE
YÜREĞİMİ YAKAN O SAF SEVGİNLE
BAK BİR KEZ MECALZSİZ GÖNLÜME

BAK DESEM BAKARMISN GÖZLERİME
MECALİM YOK YOK ANLA
BAK DESEM BAKARMISN YÜZÜME
MECALİM YOK YOK ANLA
MECALİM YOK YOK ANLA

BANA DÜŞLER KURUDRAN SAÇLARINLA
GECEYİ GÜNDÜZ YAPAN DURUŞUNLA
HAYATIMA ANLAM KATAN VARLIĞINLA
BAK BİR KEZ MECALSİZ GÖNLÜME

BAK DESEM BAKARMISN GÖZLERİME
MECALİM YOK YOK ANLA
BAK DESEM BAKARMISIN YÜZÜME
MECALİM YOK YOK ANLA
MECALİM YOK YOK ANLA

SÖZ-MÜZİK:MUSTAFA AKBULUT

Devam Edecek...